Hikmet Karaman ile Futbol’a Dair Herşey…

new hikmet karaman 1

Oyunculuk kariyerine, Kocaelispor’un altyapısında başlayarak, Almanya’ya da Rot-Weiß takımında da futbol oynayarak devam eden Hikmet Karaman 09 Mart 1960 yılında Kocaeli de doğdu.

UEFA Pro Lisans sahibi olup, Almanca ve İngilizce bilmektedir.

Rot-Weiß takımından sonra Almanya da Normania 08 takımında futbol oynayarak, Berlin Türkspora antrenör-oyuncu olmuş ve bu takımda A Liga, Landes Liga’da şampiyon olup takımı Alman üçüncü ligine kadar çıkaran değerli Hocamız Hikmet Karaman ile keyifli sohbetimiz…

 Alt yapı

Altyapılarda futbolcu yetiştirilmesi yönünde uzun ömürlü olamıyoruz, bu çok kötü.

Türk futbolunda altyapıda emek sarf edilerek belirli seviyelere getirdiğimiz oyuncular, 16 yaş gurubuna geldiğinde ne yazık ki devam edemeyip, kayboluyorlar.

Nedeni ise Kulüp ve Teknik adamların bakış açıları… Sportif başarılarını ve kişisel durumlarını riske atmamak için Altyapıda yetişmiş oyuncular değerlendirilemiyor.  Bunun yanı sıra, Taraftarın Teknik Drektöre baskısı da yer alıyor. Popüler oyuncular varken altyapı futbolcularına, oyun imkanın verilmesi taraftar açısından hoş görülmüyor.

Bunun önüne sadece TFF geçebilir. Bu da belirli kurallar/maddeler oluşturarak, bu maddelere uyulması için disiplini oturtturarak çözülebilir.

Yabancı transferlerindeki nasıl kurallar varsa, Altyapıda da benzer kurallar konulabilir.

Alt Yapıda Oyuncu Yetiştirilmesi

Alt yapıda oyuncu yetiştirme konusunda Bucaspor öncesinde güzel bir adım attı ama devam ettiremedi.

Şuanda ise Altınordu yapmaya çalışıyor, çok iyi oyuncuları sattılar bu disiplinle devam ederse başarılı şekilde adından uzun süre bahsettirerek, açığı kapatabilirler.

Önemli olan yetiştirdiğiniz oyuncuları kazandırabiliyor olmanız. Kullanamadıktan sonra iyi oyuncular yetiştirmenin hiçbir önemi yok. Oyuncuları keşfederek onlara şans tanınmalısınız.

Ben, altyapıdaki oyuncularıma mümkün olduğunca şans vermeye çalıştım.

Mesela, Rize alt yapısından Yasin Çakmak’ı alarak şans tanıdım. Fenerbahçe, Sivas ve Denizlispor’da oynadı.

Fahri Tatan’ı Rizespor’dan alarak oynattım, Beşiktaş’ta devam etti.

Bursaspor’un Ertuğrul’unu (17 yaşında iki ayağına kullanan bir oyuncu) altyapıdan alarak 22 maç oynattım.

 Stadyumlar

Eski stadyumlarda oynadığımız her karşılaşmada, ciddi sıkıntılar yaşadık ve bu stadyumlarda oynadığımız sürece misafir takımın soyunacağı alanlardan, seramoniye çıkarılacak çocukların alanına, basın odalarından ve daha birçok alana kadar sıkıntılar, devam edeceğe benziyor.

Geçtiğimiz tarihlerde, Ülkemize, Juventus, Real Madrid takımları ve üst düzey Yöneticileri, Teknik Drektörleri ağırlamıştık.

Önümüzdeki sezonlarda, Avrupa şampiyonluk karşılaşmalarının Mimarisinden, misafir takım soyunma odalarına, Basın odalarından, Çim işlerine kadar her türlü detay düşünülerek yapılan bu yeni güzel stadyumlarımızda ağırlamak imajımızı da güçlü gösterecektir.

Bana göre de en güzel örneğimiz, Başakşehirspor’un dur.

Tesisleşme

Türkiye de tesisler de lüks ortamın üstüne kurulduğunu düşünüyorum.

Mesela Manchester City tesislerinde Oyuncuların, odalarında hiç lüks yok. Duş alıp, kitap okuyarak uyuyabilecekleri alanlardan oluşuyor. Duvar boyalarının bile dinlenme üzerine odaklanılmış.

Konforu ise futbolcular değil, Kulüpte çalışan (deneyimli ve uzman) personelin üzerine kurulmuş. Yaşamı kolaylaştırmak için personele özel market bile bulunuyor.

Futbolcu ve Beslenme

Bu konuya bir anımla cevap vermek isterim.

Rize’deyken, Tesislerin aşçı gurubunu yine Rize deki restoran veya lokantalarda çalışmış kişiler oluşturuyordu. Dolayısıyla Futbolcuların yemekleri de, bizlerin evimizde yediği standart ev yemeklerinden oluşuyordu. Bu yemekleri yiyen oyuncularımız da iki günde bir hastaneye gidiyordu.

Dünya da ki örneklere baktığınızda Guardiola, dünyanın en iyi aşçısını getiriyor, ilk kendisine sunum yaptırıyordu.

Bende bedelini oyunculardan keserek, Hilton Otelinin aşçıbaşını getirdim. Yanına da 6 ay sonra aşçıbaşı olabilecek bir yardımcı koyarak, her şeyi öğrenmesini istedim. Yemek sunumları ve yemekler tamamen değişti, oyuncularında motivasyonu arttı.

Ne yazık ki bu durum, yemeklerin, oyuncuların sağlık ve motivasyonunu değiştirebileceğinden habersiz kişilerce, TV’lerde günlerce konuşuldu.

Eğer iyi bir sportif başarı yakalamak istiyorsak, idman da, taktik de, beslenme de, tesislerde çok önemli ve hepsi zincirin birer halkasıdır.

Sponsorluk ve Maç gelirleri

Rizespor da bu konu, yönetimsel bir konudur. Ben sadece yönetime fikir beyan edebilirim.

Rizespor ortalama 4.000 kişiye maç oynuyor. Bu ortalamalarda acımazsız eleştirel yaklaşılmamalı, şehrin nüfusunu göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Sponsorluk gelirleri olarak Rizespor iyi durumda, Rizeli olup farklı şehirlerde ikamet eden büyük iş adamları takımlarına destek verebiliyor.

new hikmet karaman

sevgilerimle,

Handan Kaloğulları

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir