Adnan Öztürk; “Kendi malını satmak için kötüleyen, değerini düşük gösteren ve sonrada bunu alkışlayan kişilerle sadece Galatasaray Genel Kurulunda karşılaştım”

img_0672

Celik sektöründe önemli işlere imza atan başarı iş adamı, bir o kadar da Galatasaray için emek sarf eden, camianın tanınmış isimlerinden, Adnan Öztürk ile samimi, içten ve keyifli sohbetimiz.  

  1. Galatasaray ile yolunuz nasıl kesişti, süreciniz nasıl oldu?

Galatasaray Lisesinde parasız yatılı okudum ve bu tüm hayatimi değiştirdi.

Galatasaray benim için 2 direk, bir top değil. Bu camianın  ne olduğunu, tarihini, neden o tarihlerde kurulduğunu, bu camiaya kattıklarını araştırarak ve içinde yaşayarak öğrenen biri oldum.

Bu Ülke de spor kulüplerinin, insanların, nasıl, ne şartlarda organize olarak, o dönemlerde kurulduğunu, Kadıköy de, Dolmabahçe Sarayında, Galatasaray Lisesi’nde, bu güçlü camiaların nasıl doğduğunu bilmemiz gerekiyor. Bunları, bu camiaların insanları incelerlerse,  camiaların değerleri, potansiyeli ortaya çıkar.  Bu oluşan değerlerden haberi olmayan bilgisiz kişiler de kendilerini deşifre etmiş olur ve camiadan da, bu asalaklar temizlenmiş olur.

    2. Galatasaray sportif başarısını nasıl buluyorsunuz?

Galatasaray, Avrupa da oynamayan sadece Türkiye kupasıyla süper lig de oynayan bir takım, iyi oynuyor mu? bilemiyorum. Bir şey söylemek için henüz çok erken. Ama gördüğüm iyi bir şey var, Tribünlerini dolduruyor olması…

    3. Galatasaray’ın, Spor Pazarlama çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Anlayamadım, Galatasaray’da Spor Pazarlama çalışması mı? Öyle bir uygulama, yönetim anlayışı ve ilke yaklaşımı olmadığı için Spor Pazarlama alanında da profesyonel çalışmalar yapıldığını düşünmüyorum.

    4. Türkiye’de iki kupayı kazanmanın zor olduğu dönemlerde Galatasaray, UEFA Avrupa kupası ve Süper kupayı kazandı. O dönemden bu döneme kadar geçen sürede, Galatasaray bunu paraya çevirebildi mi, Yöneticiler markalaşma sürecini yönetebildi mi?

Hayır, markalaşma yönetimi diye bir organizasyon yoktu. Hala da olmadığına inanıyorum. Galatasaray da ki mücadelemin temelinde de bu yatar. Sporda, yoğun rekabetin olduğu bir ortamda, kurumsal bir mücadele vermek zorundasınız. Kurallar var. Sportif büyüklüğünüzle, finansal büyüklüğünüzü beraber götürmeniz gerekiyor ki, bir yerlerde olabilesiniz. Beraber götürmeniz için ise potansiyelinizin ve zaaflarınızın adını koymalısınız. Biz kendimizi o kadar mükemmel olarak gördük ki, zaaflarımızı göremedik. Futbol artık büyük bir endüstri , 2000 senesindeki gibi değil. Yeni şartlara göre yenilmemiz lazım.

Bu endüstrinin içinde önümüzdeki en az 5 yılın planını yapmamız gerekiyordu, yapılmadı.

   5. Peki bu endüstri, Türkiye de uzun dönemli planlar yapmanıza müsade ediyor mu?

İzin vermeyebilir. Sektördeki hızlı gelişimi, değişimleri, reklamı, iletişimi işin uzmanları tarafından takip edilerek katkılar yapılmalı ki, markanızın gerçek değerini bulabilesin.

Galatasaray dünya da en çok tanınan bir takım olabilir. Ama doğru pazarlanmıyor. Bu işler sadece sosyal mecra takipçisiyle olabilecek şeyler değil. Sponsorlarla beraber büyüyebileceğiniz stratejiler üretirseniz, karşılıklı olarak güzel ortaklıklara imza atabilir, sponsorluk sürecinizi de tekrardan aynı firmalarla yenileyebilirsiniz. Türkiye de Futbol da çirkinlikler, futbol’un marka değeriyle ilgili de sıkıntılar var.

   6. Federasyon, Türkiye de ki Futbol endüstrisinden 600 milyon usd beklentisi olduğunu belirtti, ne düşünüyorsunuz?

Ben Yıldırım Başkanın maddi performans ve kabiliyetinden, Bir milyar usd beklerdim.

“Federasyon ve Kulüplerin, temsil ve hizmet ettikleri camiayı iyi tanıması gerekiyor.”

Federasyon ve Kulüpler temsil ve hizmet ettikleri camiayı hiç tanımıyor.  Bu iş için de bu işin uzmanlarına ihtiyaç var. Bizim Federasyon veya kulüp yöneticileri, her şeyi en iyi bilen kişiler olduğu için  uzmanlara da ihtiyacımız olmuyor ve bu seviyelerden yukarıya çıkamıyoruz. Bu büyük endüstrinin içinde büyük bir pay almak istiyorsak işi, bilen uzmanlara teslim etmemiz gerekiyor. Bizler ise yani Yöneticiler, kontrol mekanizmasını kullanan kişiler olarak kalmalıyız.

“Sporu, Spor’un içinden gelen insanlar yönetmeli”

Rahmetli Özhan Canaydın zamanında, Yönetim kurulu toplanmış, Hagi ile ilgili bir karar verilecekti. Yönetim kurulu üyeleri Engizisyon mahkemesini kurumuş, Hagi ile ilgili konuşuyorlardı. Ben, genç ve tecrübesiz bir yedek üye olarak, neden kovuluyor, kovduktan sonraki plan nedir diye merak ile bekliyordum. Rahmetli Özhan Canaydın in tavrı, sessizce de olsa kalmasından yanaydı.. Söz sırası en son bana geldiğinde, “Burada Hagi ile ilgili bir karar verilecekse ve eleştiriliyorsa, cevap vermesi için Hagi’nin de burada olması gerekiyor “dedim. Başkan, peki ara gelsin dedi. Hagi yi aradım yola çıktı. Yönetim kurulu üyelerinin bazıları, Hagi ye verilen paranın çokluğundan, hangi maçta hangi taktik hataları yaptığından, yanlış oyuncu değiştirdiğinden ve be parayı hak etmediğinden ısrarla bahsetti.  Adama neden 400 bin usd veriyoruz ki, derhal kovalım dedim, bu masada zaten bir suru  teknik direktör var ve bundan benim de haberim yok dedim.  Yani kısacası Futbol ile ilgili, profesyonel anlamda  bilgisi olmayan adamlar stratejik kararlar veriyor. Sonuçta Hagi geldi, Başkan ile konuştuk ve konu halledildi.

Bunu yaşayan ve gören biri olarak, Başkan adayı olduğum dönemde, Galatasaray Spor Planlaması ve  Pazarlamasına yön vermesi için Peter Kenyon, Thomas Kurth’u ve Esteve Cladza da’yı davet ettim. Onlarla anlaşarak uzman ve profesyonel bir ekip kurdum. Fakat ertesi gün haberlerde, Para para başlıkları attılar bu kişileri yerin dibine batırdılar, yani camiaya beğendiremedik. O dönemde, bu adamlar da kim diyenler, daha sonra Peter Kenyon’a binlerce dolar  vererek TFF’e konuşmacı olarak davet ettiler.

   7. Ne değişmeli?

Mantalite, saygı, bilgiye saygı, uzmanlığa saygı değişmeli. Futbol dünyasındaki megolomanliğı değiştirmemiz gerekiyor. Dünya da en genç nüfusa sahip ve en büyük eğlencesi televizyon olan ülkede, Futbol’un marka değeri olarak  600 milyon usd değil 1 milyar usd ye getirecek adamlar lazım. Teklif veren değil teklifi istemesini bilen de lazım.

 “Galatasaray bu sene yine 20 milyon euro parayı sokağa atmıştır. Oynamayanların  maliyeti 20 milyon euro’dur.”

Ben mucizelere değil, hesap, kitap ve disiplinli çalışmaya inanırım. Galatasaray transferlerle ilgili  aldığı kararlara bakılırsa, bizi daha kötü günler bekliyor.

Barcelona, Real Madrid, Bayern Münhen, Liverpool, Manchester United kulüplerin potansiyeline bakın, bizdeki üç kulübün toplam potansiyeline bakın. Bu kulüplerinin yarısının toplamı bile etmiyor. Neden? Tek fark var, o da yönetilme tarzı…

  8. Galatasaray Riva ve Florya Tesislerinin satışı ile ilgili görüşleriniz nelerdir?

“Ben hayatımda ilk kez, kendine ait bir malı satmak için kötüleyen, değerini düşük gösteren, sonrada sattığı için alkışlayanlarla, Galatasaray  Genel kurulunda karşılaştım.”

Ben hayır dedim. Hatta, tarihe not düşülmesi için bunu kürsüden direk söyledim.. Bu kararlar alınırken, Kontrat var mı, gösteremeyiz, iş planı var mı, yok. Nakit akışı var mı? yok. Ne var? Komisyon raporu var dediler. Bakıyorum komisyon raporuna, Riva’ya 124 mio usd değer biçilmiş. Ben bunun değerleme raporunu 2008 de SPK onaylı bir şirkete yaptırdım. O zamanlar arazi tarlayken değeri 118 mio usd di. Şimdi nasıl 124 milyon usd olur? İmar ruhsatı ile,3.kopru ile  hiç mi değer kazanmadı? Florya’ya bakıyorum. Florya nın değeri yok diyor Komisyon. 2008 de yaptırdım değerleme raporunda, o zamanlar futbol sahasıyken değeri 33,5 mio ‘du.  Çevresel değişiklikler, gelişmelere göre hiç mi değer kazanmadı?

Bu iş temennilerle ve dileklerle olacaksa, Galatasaray için umarım hayırlı olur. Ama ben temenni dilek adamı değil hesap kitapla yaşayan adamım.

Komisyon üyeleri, başkan, yönetim kurulu üyeleri ve o gün evet evet diye bağıranlar, bu mülkler kendilerinin olsa bu kadar umarsızca evet derler miydi çok merak ediyorum.

Bu sıkıntıların çığ halini almaması ve bu hallere gelmemesi için Maliye bakanlığı, “Spor Kulüplerinde bilançolarında zarar olmayacak” kanunu  çıkartması gerekiyor. Bunu kural koyucunun yapması gerekiyor.

Kulüp yönetmek, “kendi reklamlarını, egolarını ve  PR’ını yapma düşüncesi ile yapılamayacak kadar ciddi bir iştir”

Aynı facialar basketbol için yapılıyor. Yeni Basketbol federasyon Başkanı seçildi. O da, Hidayet Türkoğlu, zamanında çok gurur duyduğumuz kardeşimiz. Ama NBA ‘de oynarken yasaklı madde kullandığı için NBA ‘yın en uzun cezasını almış sporcusu nasıl Türkiye Basketbol Başkanı seçildi?  Bu da benim aklımda soru işaretleri yaratıyor. Sporcular, yöneticiler topluma ve özellikle gençlere rol model olmalıdır. Demek basketbolda yeni rol modelimiz bu kardeşimiz.

   9. Fatih Altaylı sizinle ilgili yaptığı açıklamalara ne diyeceksiniz?

Ben her konuda fikrimi dürüstçe, mertçe, dersime çalışarak, böbürlenmeden yapıyorum. İnsanlarda kendi kalitelerine ve gradalarına yakışan şekilde açıklama yaparlar. Camia hepimizi taniyor.

 

 

 

2 yorum

  1. mustafa cülfük Yanıtla

    Handan hanım merhabalar;
    Mustafa Cülfük ben, Hatıra Dergi olarak tanırsınız beni. Nasılsınız iyimisiniz. Beşiktaş’ı aradım ayrılmışsınız, sizinle bir kaç farklı konu üzerinde yüzyüze görüşmek isterim.

    0541 810 0212

    • Handan YazarYanıtla

      Merhabalar Mustafa Bey,

      Evet beşiktaştan ayrılalı oldukça uzun süre oldu.

      Hangi konularda görüşmek istiyorsunuz, nasıl yardımcı olabilirim.

      Saygılar,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir