Akrabam Sinan Kaloğlu ile mahalle futbolundan, hayallerinin takımına giden serüveni

sinan

Futbolumuza terör gölgesinin düştüğü şu dönemde, çocukluğunda Beşiktaş’da oynama hayali kurarak futbola başlayan akrabam, Sinan Kaloğlu ile yaptığımız röportajımız.

  • Futbola nasıl başladın?

Her çocuk gibi mahallede maç yaparken başladım. Bendeki yeteneği görüp elimden tutan babam, Bolu sporun altyapısına götürdüğünde ise profesyonel olarak başladım.

Baban, hayatında ve mesleğinde çok önemli yere sahip sanırım.

Evet oldukça… Benim yeteneğimi görerek doğru yönlendirmeyi yaptı, karlı soğuk havalarda idmanlara gitme konusunda beni motive eden kişi oldu, bu konuda çok şanslıyım.

  • Nasıl bir çocukluk geçirdin? Tunceli’de mi doğdun?

Tunceli Ovacıkta doğdum. Babamın işi nedeniyle ben bir yaşındayken Bolu’ya geldik. Annem ve babam çok zor şartlarda evlenerek bir hayat kurmaya çalıştılar. Yabancı bir şehirde çocuklarına tek başına çalışarak baktı. Eski insanların zorluklara göğüs gerebilme, baş edebilme güçleri çok yüksek.

  • Bunda şehrin yani Tunceli’nin katkısı olabilir mi?

Genel olarak baktığımızda bizler yani bu ülkenin insanı olarak zorluklara göğüs gerebilen insanlarız.

Tunceli yer olarak zor bir yer, bu da insanın kimyasına ve fizyolojisine karışmış. Haliyle, zorluklarla daha kolay baş edebilme genine sahip insanlarız diyebiliriz. Tunceli de okur yazar seviyesinin ve kültür düzeyinin yüksek olması, aile yapılarının düzgün olması her yerde övünülen insanlar olması güzel bir şey bu nedenle Tunceli’li olmaktan mutluyum.

  • Futbolcu olmasaydın ne olmak isterdin?

Küçükken babamla birlikte belgesel izler, amcalarım doktor ve profesör olduklarından bize her geldiklerinde onların kitaplarını karıştırmayı çok severdim. Bu sebeple bilim adamı olabilirdim. Hala ilgi alanıma giriyor, mesela sosyal hesabımda Nasayı takip ediyorum.

  • Futbolcular takım tutuyor mu, sen tutuyor musun?

Her çocuk takım tutuyor ve en büyük hayalleri ise tuttuğu takımının formasını giymektir. Benim de en büyük hayalim Beşiktaş da forma giymekti, gerçekleştirdim… Galatasaray, Fenerbahçe ve diğer takımların beni istediği bir zamanda ben Beşiktaş seçmiştim. Dolayısıyla Beşiktaş’a derin sevgim  var.

  • Alt yapıdan yetişerek gelen Futbolcu olarak bu konudaki düşüncen nedir, oradaki yeteneklere ne kadar değer veriliyor?

Şuanda sadece gün kurtarılmaya çalışılıyor… Büyük stadyumlar yapıp, milyonlarca lira paralar yatırıyoruz. Bence büyük paraları yatırmamız gereken yer alt yapılar. Hocalara bakış açımızla başlayabiliriz. Mesela üç maç üst üste kötü giden bir takımda, hocalar değişebiliyor. Değişimin yaşanmaması için hocalar da kendisiyle ve başarılı olmak için A takımıyla ilgileniyor Alt yapıdan oyunculara imkanların verilmesi riskli olarak görülebiliyor.

Hollanda da oynayan biri olarak, karşılaştığım en güzel şey Altyapıda çocukların eğitimine ve idmanlarına yönelik alt yapı hocaların olmasıydı. Bizde ise futbolu bırakan her oyuncu hoca olabiliyor, olamaz… Bunun için ayrı bir uzmanlık gerekir. Bu konuda devrim yapmamız gerekiyor. Örnek olarak da, Almanya ve Belçikayı örnek alabiliriz.

  • Bu Devrime nereden başlanabilir?

Kulüplerde, diğer branşların ödenekleri çok düşük, aylarca maaşlarını alamayan hocalar var. Maaşlarını alamayan hocalar ne kadar sağlıklı öğrencilere ders verebilir? Mesela buradan olabilir.

Ayrıca, yabancı oyuncu sınırlanmasında düzenleme getirerek yerli oyunculara dönmemiz lazım. Aksi takdirde Milli takımda oynayacak oyuncu bulamayız.

  • Kadın futbolu, erkek futboluna rakip olur mu?

Fizyolojik zor, ama o heyecanı yaşarız. En son Kadın Dünya Kupasını izlemiştim. Çok heyecanlanmış,  keyifle izlemiştim. Neden? Çünki her takım gol atmaya gidiyordu, sıkıcı bir performans yoktu ve centilmence geçiyordu. Erkek futbolunda, fanatiklik ön plana çıktığı için saha içindeki futbolcuyu da  geçebiliyor ve gerilime neden olabiliyor. Kadın futbolunda ise bu durum yok. Kadın futbolunda neden rekabet olamaza bakarsak, fizyolojik açıdan erkeğin bünyesinde futbol, yapılan her idmanla  mekanikleşiyor, koşu mesafeleri artabiliyor.daha mücadeleci oynanabiliyor.  Ayrıca, İnsanlar neden basketbolu daha keyifle izleyebiliyor? Futbolda gol yememeye çalışıyor ve bu şekilde maçlar bitebiliyor, keyifsiz bir hale gelebiliyor. Ama basketbol ve kadın futbolunda ise gol atma, sayı pozisyonları nedeniyle daha keyifli olabiliyor.

  • Genel olarak spor pazarlama hakkındaki düşüncelerini alabilir miyim?

Üç yılını yurt dışında oynamış ve gözlemlemiş kişi olarak, Türkiye deki kulüplerle ciddi farklar var, kulüplerimiz profesyonel değiller.

Mesela, benimle röportaj yapmak isteyen gazeteciler kulüpte kiminle görüşeceğini bilmiyor drekt benimle iletişime geçiyor. Aslında sürecin kulüple başlaması, randevunun ayarlanarak beni  yönlendirmesi gerekiyor.Kulüplerimizde, reklam, pazarlama alanı yok.  Kurumsallaşma zayıf, pr’nı kim yapacak? Futbol artık saha içinde kazanılan bir alan değil. Arka planda da büyük bir endüstri. Mesela Cristiano Ronaldo’nun 100 milyonluk transferi çok konuşuldu ama kulüp forma satışlarında 400 milyon€ forma para kazandı ve sponsor olan kurumların logolarını, milyonlarca kişinin üzerinde yer almasını sağladı. Bu ne başarısı? Spor Pazarlamanın başarısıdır. Biz ise sadece Digiturkten, TFF den veya yerel reklam satıştan gelecek gelirleri bekliyoruz. Buradaki eksikliğimiz işin uzmanına bırakmak yerine herkesin teknik drektör, başkan, spor pazarlamacı edasıyla tüm uzmanlık alanlara karışması

  • Futbolda ekibin parçası olmak, ekip ruhunu oluşturmak gerekiyor mu?

Takımın mutluluğu huzuru çok önemli bu sadece oyuncuların değil arka tarafta duran sağlıkçının malzemecinin ve yönetici içinde geçerli. Kötü olan bir his zincirleme olarak tüm ekibi etkileyebiliyor. Bir kano yarışını düşünelim. Kanonun içinde 4 kişi var, ekipten bir kişinin sendelemesi, kanodaki tüm kürekçileri etkiler ve başarı riske atmasına neden olabilir.

  • Futbolcular neden erken evleniyor?

Ben 27 yaşında evlendim, geç evlenenlerden diyebiliriz. Futbolcular, düzenli b ir hayat yaşıyor. idman, kamp, yemek, uyku saatlerimiz hepsi çok düzenli, evlik de düzenli hayatı getirdiğinden olsa gerek bizler de erken evleniyoruz.

  • En çok izlemekten keyif aldığın ve iz bırakan filmler hangileri?

Kamp zamanında toplu olarak izlediğimiz Kemal Sunal filmleri ve Tarık Akan’ın yol filmi.  Türkiye de ilgi görmese de, Dünya çapında ün kazanmış bir filim oldu.

  • Ne tür kitapları seviyorsun, en son okuduğunuz kitap hangisi?

Arkadaşım, Tuğba Sarıünal’ın “Sanrı” kitabını okudum ama 2. kitabı “paronaya” ya başlayacağım. Enerji ve Biyografi kitaplarını özellikle çok seviyorum.

Sevgiler,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir